Kar Filmi Eleştirisi

Kar Filmi Eleştirisi 25 Mart 2018

Gelsin hayat bildiği gibi...



Dibine kadar antipatik karakterlerin oluşturduğu bu dünyada varoşluktan yıkılan kayıp gençliğin; kimsenin görmediği ya da görmek istemediği yangın yeri hayatlarına bodoslama dalıyor ve bu arkadaş grubunun varlığına gerçekten inanıyoruz.


Oldukça bereketli bir haftasonu… Özellikle de Türk sineması açısından… 9 yeni filmin gösterime girdiği 23 Mart haftasının 6 yerli yapımı çok farklı türlerin, zevklerin ve çok da yeni bakışların ürünü… Onlardan bir tanesi de katıldığı neredeyse tüm festivallerden ödüller ve övgülerle ayrılan, yeraltında oldukça gürültü patırtı koparan ve sesinin kitlelere ne kadar duyurabileceği merak konusu olan “Kar”…


Emre Erdoğdu’nun yazıp yönettiği ilk uzun metrajlı film olan Kar; Antalyalı bir grup kayıp gencin yerli “sex, drugs & rocknroll” öyküsü… Başrollerini Müzzeyyen’in (Hazar Ergüçlü) odağında Ali (Ozan Uygun), Hazerhan (Halil Babür), Doğaç Yıldız (Bekir) ve Nazlı Bulum’un (Ebru) paylaştığı film; ilk bakışta bu aykırı arkadaş grubunun amaçsız hayatına odaklanıyor gibi gözükse de temelinde bir dramı; yıllar sonra tanışan iki kardeşin (aralarında kan bağından başka hiçbir duygusal bağ ve tanışıklık olmayan) tanışma sürecini anlatıyor.


Filmi; Türkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyuncu (Hazar Ergüçlü), Umut Veren Genç Erkek Oyuncu (Halil Babür) ve En İyi Kurgu (Ayris Alptekin) olmak üzere toplamda 3 ödül kazandıkları 24. Uluslararası Adana Film Festivali’nde takibe almış ancak çeşitli aksiliklerden dolayı vizyon vaktine kadar bir türlü izleme fırsatı bulamamıştım. Dolayısıyla aylardır süregelen tüm bu gürültü patırtıya biraz kulak tıkamaya ve etkilenmemeye çalıştım. Çünkü herkes Kar’ın ne kadar muhteşem bir gençlik filmi olduğunu konuşuyordu.


Her şeyden önce gençlik filmlerinin bir elin parmaklarını geçmediği memleketimizde bu türe hizmet eden bir filmin yapılmaya cesaret edilmesi bile takdire şayan. Hazar Ergüçlü gibi popüler bir dizi oyuncusunun “iş kaybederim” endişesine yenik düşmeden bir oyuncu olarak sinemada sınırlarını zorlaması ise asıl umut vaad eden nokta. Filmin genç yönetmeni Emre Erdoğdu sırf bu yüzden bile sağlam bir takdiri hak ediyor. Çünkü Kar’ın kimseye eyvallahı yok. Bir gruba, zümreye ya da kitleye yaranma, sempatik görünme, kendini sevdirme gibi bir derdi yok. Dibine kadar antipatik karakterlerin oluşturduğu bu dünyada varoşluktan yıkılan kayıp gençliğin; kimsenin görmediği ya da görmek istemediği yangın yeri hayatlarına bodoslama dalıyor ve arkadaş grubunun varlığına gerçekten inanıyoruz. Neredeyse belgesel gerçekliğinde performanslar kalp atışlarımızı hızlandırıyor.


Yönetmeninden yapımcısına, oyuncularından kurgucusuna kendisi gibi genç bir ekibin elinden çıkan Kar’a tek eleştirim kayda değer bir "meselesinin" olmaması… Bir çözüm önerisi ya da önermesi yok. Bir durumu, öylece resmediyor. Elbette bu da bir tercih. Ama bu tercih bana kalırsa etkisini azaltıyor. Sonsuz bir boşvermişlik ve yozlaşma içindeki gençliğe bakıp, seyrediyoruz. Ve de ülkedeki tüm gençler böyle olmadığı için şükrediyoruz. Her şeye rağmen “Kar”, Türk sinemasında yepyeni bir döneme işaret ediyor. Gerçek hayattan uzak repliklere, yapmacık görsellere, gereksiz detaylara takılmadan canının istediğini içinden geldiği gibi yapıyor.

Puan: 7/10

GİZEM ERTÜRK



  • Beğen
    429
Loading...
  BENZER HABERLER
  Yorum Alanı 0 Yorum Yapılmış
Misafir
Captcha